Dinleme/İzleme Becerisi
🎧 Dinleme Becerisi
Dinleme becerisi henüz anne karnındayken kazanılan tek temel beceridir. 👶 Bu noktada diğer becerilerin kazanılmasında temel rol oynar. Aynı zamanda dinleme becerisi anlama becerileri kapsamında ele alınır.
📖 Anlama becerileri; bizim kelime hazinemizi genişleten, anlatma becerilerimizin temelini oluşturan becerilerdir. Bireyler okula başlayana kadar kelime hazinelerini dinleme becerileri ile oluşturur. 🏫 Okul ile birlikte çeşitli yöntemler, teknikler, model ve stratejiler öğrencilerin dinleme becerisini geliştirir.
👀 İzleme Becerisi
İzleme becerisi de dinleme becerisine eşlik eden önemli bir beceridir. 🧠 Öğrencinin görsel hafızasının kuvvetlenmesi noktasında büyük bir yararı vardır çünkü izleme becerisinde öğrencinin çeşitli görselleri aklında tutması beklenir.
🎬 Öğrencilerin sesli ve sessiz içerikli çeşitli videoları izlemesi görsel zekalarını geliştirecektir.
🔗 Becerilerin Birbirine Etkisi
Tüm temel dil becerileri birbirine bir zincir şeklinde bağlıdır ⛓️ ve hepsi birbirini aynı oranda etkiler. Dinleme/izleme becerisinde yaşanabilecek olumlu ve olumsuz her durum diğer becerileri de etkileyecektir.
🗣️ Dinleme/izleme becerisi, öğrencilerin işitsel ve görsel araçlarla kelime hazinesini geliştirdiği için anlatma becerilerini de geliştirir. Kelime hazinesi gelişmiş öğrenciler konuşma ve yazma becerilerinde de başarılı olacaktır.
✨ Örneğin:
👶 İzlediğinden hareketle jest ve mimiklerini öğrenen çocuk, bu beceriyi konuşmasına da yansıtır.
✍️ Dinlediği bir şiiri uygun bir metnin içerisine ekleyerek yazma becerisine katkıda bulunur.
📚 Dinlediği/izlediği metinle görsel hafızasını kuvvetlendiren öğrenci, okuma becerisindeki başarı oranını da artırmış olur.
🌟 Sonuç
Dinleme/izleme becerisinin önemini genel hatlarıyla anlatmış olduk. Sizler için çeşitli kaynaklardan yararlanarak özelleştirdiğimiz notlarımız için beklemede kalın. ⏳📘
1.Bölüm
Dinleme/İzleme Eğitimi Hakkında Temel Bilgiler
Dinleme Eğitimi
Dinleme; insan ilişkilerinde, günlük hayatta ve öğrenme kavramının gerçekleşmesinde etkisi bulunan zihinsel ve psikolojik bir işlem, bilişsel bir faaliyet ve iletişimde anlamlandırma işinin yerine getirilmesi için gerekli olan ve geliştirilebilen bir beceridir (Sarıkaya, 2018). Bu bilgiden de anlayabileceğimiz üzere dinleme becerisi bilinçli bir şekilde gerçekleştirilir ve geliştirilebilir. Aslında bu noktada anlatmak istediğimiz durum dinleme ve işitme kavramlarının farkıdır. İnsan farkında olmadan işitir ancak farkında olmadan dinlemez çünkü dinlemenin içerisinde dikkat, amaçlılık gibi temel bir faktörler bulunur.
Dinleme becerisi bireylerin bireysel olarak gerçekleştirmiş olduğu bilişsel bir etkinliktir ve dört temel dil becerisi zincirinin ilk halkasıdır. Dinleme becerisi bireylerin hayatında yaşamı anlamlandırma noktasında temel bir dil becerisi olmasına karşın en az eğitim ve en az çabanın dinleme becerisine yönelik olduğu düşünülür. Oysa dinleme bireyin yalnızca işitme becerisiyle ilgili değildir. İçerisinde bireyin dinlediklerini görselleştirmesi, öne atılan düşünceleri anlamlandırması, düşünceler arasındaki ilişkileri etkili bir biçimde kavraması, kavradığı ilişkileri sistemli bir yapı hâline getirip bir anlatma (konuşma,yazma) becerisi hâline getirme süreci bulunur. Eğer öğrencimizin kelime hazinesini geliştirip toplumda kendini etkili bir şekilde ifade eden bir birey olmasını istiyorsak dinleme/izleme becerisini de diğer temel dil becerileri kadar önemsememiz gerekir.
Dinleme becerisini günlük hayatımızdaki iletişimlerde, yetişkin iletişimlerinde ve çeşitli bilgilerin öğrenimi sırasında aktif olarak kullanırız. Aslında bu dinleme sürecini çeşitli işlevlere ayırmak mümkündür. İlk olarak dinlemenin bilişsel bir işlevi vardır diyebiliriz. Burada dinleme; bilgiyi edinme, işleme ve anlamlandırma süreçlerini içerir. İkinci olarak dinlemenin iletişimsel bir işlevi vardır. Dinleme becerisi sağlıklı iletişimlerin anahtarıdır. İnsan yalnızca bilgi edinmek için değil, empati kurmak ve birbirini anlamak için de dinler. Bu noktada dinlemenin duygusal bir işlevinin olduğunu söylemek de mümkündür. Kültürel ve Sosyal işlev de dinleme becerisinin bir parçasıdır. Birey, başka kültürler hakkında bilgi edinip kendini geliştirmek amacıyla da dinleme yapar. Sanat ve estetik işlevini de dinleme becerisine dâhil etmek mümkündür çünkü insan her zaman iletişim kurmak için dinlemez. Kendimizi geliştirmek ve estetik zevkimizi artırmak için müzik dinleyebilir, tiyatro/sinema etkinliklerine katılabilir veya masal gibi estetik unsurları bulunan türleri dinleyebiliriz. Dinleme becerisi tek bir boyuttan inceleyemeyeceğimiz kadar geniş ve karmaşık bir beceridir.
Dinlemenin Oluşumu ve Aşamaları
Dinleme becerisi, henüz anne karnındayken bebeğin önce ailesinin daha sonra da çevrenin seslerini duymasıyla başlayıp hayat boyu devam eder. Zaten dinleme becerisini diğer becerilerden ayıran temel özellik budur. Bireyin anne karnında ya da doğum sonrasında yaşamış olabileceği bilişsel ya da fizyolojik bir sorun dinleme gelişimini olumsuz etkiler. Dinleme becerisi olumsuz etkilenen birey diğer temel dil becerilerinde de çeşitli sorunlar yaşar. Sesleri tanımamak konuşmayı, okumayı ve yazmayı büyük oranda engeller.
Tacettin Şimşek ve Osman Gündüz dinleme sürecini; işitme, dikkati yoğunlaştırma ve anlamlandırma olarak üç başlıkta ele almıştır. Gelin bu aşamaları inceleyelim.
Dinleme Aşamaları
1) İşitme: Dinleme sürecinin ilk aşamasıdır. Dinleme süreci çeşitli sesleri ve sözel uyarıcıları işitmek ile başlar ve bu aşama bireyin istemsizce gerçekleştirdiği bir aşamadır. Birey çevresindeki sesleri henüz dikkatini yoğunlaştırmadan da işitebilir. Bu aşamada bireyin amacına uygun olan ya da olmayan her ses işitilir.
2) Dikkati Yoğunlaştırma: Adından da anlaşılacağı üzere bu aşamada birey; çeşitli uyarıcılardan amacına, ilgisine ve ihtiyacına yönelik sesleri seçmeye başlar. Seçilen bilgiler bireyin zihninde anlama, sıralama, sınıflandırma, ilişki kurma, düzenleme ve değerlendirme gibi zihinsel aşamalardan geçerek ilerler.
3) Anlamlandırma: Bireyin zihinsel aşamalardan geçirerek elde ettiği bilgilerin artık kalıcılaşması gerektiği için birey bilgileri önceki bilgilerle eşleştirir. Önceki bilgiler ve bireyin yeni edindiği bilgi bir yapboz parçası gibi birleştirilir. Bu aşamada birey hem önceki bilgilerini hem de yeni bilgileri sorgular ve değerlendirir. Daha sonrasında da ortaya bir yorum çıkartır. Böylece dinleme sürecinin aşamaları tamamlanmış olur.
Bu süreç için bir örnek verelim.
Bir öğrenci sınıfta ders dinliyor olsun. Dışarıdan araba, inşaat ve insan sesleri geliyor. Ayrıca öğrencinin arka sırasındaki iki arkadaşı da fısıltıyla bir konu hakkında konuşuyor. Öğrencinin yanındaki arkadaşı da kalemin arkasını sıraya yavaş yavaş vuruyor. Örnekteki öğrenci tüm bu sesleri işitir. Bu aşamada herhangi bir dikkat ve yoğunlaşma yoktur. Öğretmen birden “Burayı dikkatle dinleyelim! Sınavda sorumlu olacağınız bölümü anlatıyorum.” Dediğinde öğrenci dikkatini öğretmene verir ve amacına uygun (sınava hazırlık) bir dinleme yapmaya başlar. Bu sırada öğrenci yukarıda bahsettiğimiz anlama, sıralama, sınıflama, ilişki oluşturma, bilgileri düzenleyip değerlendirme aşamalarını gerçekleştirir. Daha sonrasında bilgisinin kalıcı hâle gelmesi için anlamlandırma süreci başlar ve öğrenci, öğretmeninin yeni verdiği bilgileri ön bilgileri ile ilişkilendirerek sağlamlaştırır.
Bugün dinlemenin nasıl oluştuğu ve hangi aşamalarla ilerlediği hakkında konuştuk. Elbette alanda bu başlıkla ilgili pek çok araştırma mevcut. Uzmanlarımız çeşitli çalışmalarla farklı başlıklandırmalar yapabiliyor. Bizler bugün Tacettin Şimşek ve Osman Gündüz hocalarımızın yapmış olduğu başlıklardan hareketle bir anlatım yaptık.
Bir sonraki konularımız; dinleme kusurları ve dinleme eğitimi olacak. Beklemede kalın!
Dinleme/İzleme Becerisinde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri
Anlama, anlatma ve anlaşma isteği insanların iletişim ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Her insan birtakım duygu ve düşünceleri anlama, anladıklarını ifade etme ve bu davranışların karşısında anlaşılma ihtiyacı duyar. Bahsettiğimiz bu üç döngüsel ihtiyacın temelinde dinleme becerisi yatmaktadır. Sağlıklı bir iletişim sürecinde kendini etkili bir şekilde ifade eden konuşmacı ve bu konuşmacıyı etkili bir şekilde dinleme konumunda bulunan bir dinleyici bulunur. Bu noktada dinleme becerisinin rolünü bilmemiz oldukça önemlidir.
Aslında sizlere daha önce dinlemenin tanımını yapmıştık. Dinlemenin işitmeden farklı olduğunu, bireyin kendi isteğiyle gerçekleştirdiği ve dikkat faktörünü ön planda işleyen bir süreci içerdiğini de ele almıştık. Anne karnında başlayan dinleme becerisi, hem farklı kişilerin duygu ve düşüncelerini anlamamızı sağlıyor hem de kendimizi ifade etme noktasında bize birtakım öğretileri kazandırıyor. Dinlediğimiz bir müzik, izlediğimiz bir film, duyduğumuz bir hikaye… Her biri aslında bizim kişiliğimize farklı yönde katkılar sağlıyor. Dinleme becerisine yalnızca akademik bir beceri olarak bakmak çok da doğru olmayacaktır çünkü tıpkı diğer beceriler gibi dinleme becerisi de bizim günlük hayat becerilerimizin içerisinde yer alıyor. Üzgünken size iyi gelecek bir filmi izlemek, mutluyken açtığınız enerjik bir şarkı, kaygılıyken bir arkadaşınızdan dinlediğiniz ve sizi rahatlatan cümleler… Hepsi aslında sizin kişiliğinize dolaylı yoldan katkı sağlayıp sizi mevcut hâlinize ulaştırıyor. Öyleyse dinleme becerisini yalnızca etrafımızdakileri duymak ile sınırlandırmayalım. Dinleme becerisinin kıymetini bilmemiz gerekiyor.
Peki anlattığımız dinleme/izleme sürecinde hiç aksaklık yaşanmıyor mu? Elbette dinleme/izleme becerisinde yaşanabilecek pek çok kusur var ve bu kusurlar bizim diğer temel dil becerilerimizi, günlük hayatta gerçekleştirdiğimiz aktiviteleri, kendimizi iyi ifade etmemizi, karşımızdaki kişiyi etkili bir şekilde anlamamızı zayıflatıyor. Bahsettiğimiz bu kusurlar bazen fiziksel bazen de zihinsel olabiliyor. Eğitim sürecinde bu kusurları gidermediğimizde dinleme becerisinden yeterli verimi alamıyoruz ve bu durumun da pek çok olumsuz sonucu oluyor.
Yazımızda dinleyici kaynaklı, konuşmacı kaynaklı ve çevre kaynaklı iletişim problemlerini ele alacağız. Amacımız sizinle günlük hayatta sohbet eden bir arkadaşınız gibi konuşmak olacak ama merak etmeyin bu konuyu tüm detayları ile ele almış olacağız.
Dinleyici Kaynaklı İletişim Problemleri
Dinleyici, etkili bir iletişim sürecinin temel ögelerinden biridir. Bu sebeple dinleyicinin bilişsel, fiziksel ve psikolojik süreçleri dinleme etkinliğinin verimini büyük oranda etkileyecektir.
Dinleyici birtakım fiziksel sorunlar yaşıyor olabilir. Yorgunluk, açlık, uykusuzluk, stres, kaygı, dikkat dağınıklığı, çeşitli fiziksel rahatsızlıklar bireyin kendisine aktarılan mesajı anlamasında zorluk yaratabilir çünkü belirtilen durumlar kişinin bilişsel yükünü artırır, anlam kurma süreci zedelenir.
Dinleyicinin çeşitli dikkat ve odaklanma sorunları olabilir. Başka uyaranlar dinleyicinin dikkatini çekiyor olabilir, mesaja odaklanma süresi düşük olabilir. -Burada dinleme etkinliğinin gerçekleştirildiği ortama da dikkat etmek gerekir ki bu başlığı da ele alacağız.-
Dinleyicinin konuyla ilgili yeterince ön bilgisi olmayabilir. Ön bilgimizin yeterli olmadığı bir konuyu dinlerken şema oluşturmakta zorlanırız. Bu noktada birey -eğer imkanı varsa- dinleme etkinliğinden önce dinleyeceği konuyla ilgili çeşitli başlıklara göz atmalıdır.
Dinleyicinin konuyla ilgili birtakım ön yargıları olabilir. “Ben bu konuyu zaten biliyorum.” “Bu anlatılanın benim için hiçbir faydası yok.” “Bu dinleyeceğim kişinin anlatacağı hiçbir şey bana katkı sağlamayacak.” gibi düşünceler çeşitli ön yargılar oluşturulabilir ve dinleme sürecini zedeler. Hepimiz yer yer bu düşüncelere kapılsak da bu yargıların hiçbir yararı olmadığını belirtmek gerekir çünkü bir konu hakkında karşıt bir argüman oluşturmak istediğinizde tersini savunduğunuz konuya da yeterince hâkim olmanız gerekir. Aklınıza tam olarak yatmayan fikirleri dinlemenin sizin anlatma becerinizi geliştireceğini söylemiş olalım.
Dinleyici dinleme stratejilerini etkili bir şekilde kullanmıyor olabilir. Tahmin etme, not tutma, zihinsel özetleme gibi stratejilerin yerinde kullanımı dinleme sürecinin verimini artıracaktır.
Son olarak dinleyici çeşitli duyuşsal sorunlar yaşıyor olabilir. Kendine güvenmeme, sosyal kaygı ve dinleme sırasında aşırı kontrol etme isteği kişinin bilişsel yükünü ağırlaştırıp anlama sürecini verimsizleştirebilir. Bu noktada ciddi sorunlar yaşıyorsak uzman desteği almamız yararlı olacaktır.
Konuşmacı Kaynaklı İletişim Problemleri
Konuşmacı da tıpkı dinleyici gibi iletişim sürecinin temel bir ögesidir. Konuşmacı kaynaklı yaşanacak çeşitli sorunlar –dinleyici ve çevre faktörlerinde bir sorun olmasa bile- dinleme sürecini zedeleyecektir.
Konuşmacının ses ve konuşma kaynaklı bir sorunu olabilir. Çok hızlı ya da çok yavaş konuşma, düşük ya da yüksek sesle konuşma, tekdüze (monoton) konuşma, kelimeleri yeterince açık bir şekilde kullanmama, gereksiz duraklamalar yapma ya da hiç duraklama yapmama gibi durumlar dinleyiciyi yorar. Belirtilen bu problemler genelde sunum/konuşma öncesinde yeterince pratik yapılmadığında gerçekleşir. Konuşmacı dil ve anlatım temelli sorunlar yaşıyor olabilir. İfade edilen konuşma metni çok uzatılıyor olabilir, konuyla ilgili gereksiz ayrıntılar veriliyor olabilir, eksik ve belirsiz ifadeler kullanılıyor olabilir, ana fikirler etkili bir şekilde vurgulanmıyor olabilir. Konuşma metninin bu şekilde parça parça aktarılması/bir bütün hâlinde olmaması dinleyici için yorucu olacaktır.
Konuşmacı anlatacağı konuya yeterince hâkim olmayabilir. Aslında bu durum konuşma/sunum öncesinde yeterince prova almamakla ilgilidir. Bazen hepimiz bu yanılgıya düşeriz. Hâkim olduğumuz bir alanda konuşma yapacağımız için “Bu benim her zaman yaptığım iş.” “Hitap ettiğim kitle nasıl olsa ne diyeceğimi cümlesi cümlesine bilmiyor, unutsam bile çeşitli kelime ve cümle değişiklikleri yaparım.” gibi düşüncelere kapılabiliriz. Elbette sunum öncesinde bir ezber yapıp bu ezbere göre konuşmak da doğru değildir. Yer yer doğaçlama yapılır, unutulan bölümler tamamlanır fakat etkili bir doğaçlama yapabilmeniz için konuya yeterince hâkim olmanız gerekir.
Konuşmacının duygu durumu, tutum ve davranışları dinleme sürecini büyük ölçüde etkiler. Konuşmacı ilgisiz, motivasyonsuz olabilir; yeterince göz teması kurmayabilir, gereksiz jest ve mimik kullanıyor olabilir, aşırı heyecanlı/öfkeli/kaygılı olabilir. Süreçte yaşanan tüm bu duygu değişimleri ve tutumlar dinleme sürecini olumlu ya da olumsuz olarak etkiler. Yukarıda da belirttiğimiz gibi yapacağımız konuşma için sık sık pratik yapmak bu durumun önüne geçer.
Son olarak, konuşmacı duyusal uyaran kullanımı ile ilgili birtakım sorunlar yaşıyor olabilir. Konuşmasında çok fazla ya da çok az görsel kullanmış olabilir, dikkat dağıtıcı unsurları fazla kullanmış olabilir ya da dikkati tek bir noktaya toplayacak materyalleri çok az kullanmış olabilir. Bu sorunların sonucunda dinleyici ya mesajlara odaklanamayacak kadar etrafa odaklanacak ya da mesajları duymayacak kadar dikkatsiz olacaktır. Sunum sırasında duyusal uyaranların kullanımına dikkat etmek gerekir.
Çevre Kaynaklı İletişim Problemleri
Dinleyici ve konuşmacıyı bir araya getiren çevre faktörü de dinleme becerisinin verimliliğini etkileyecek temek ögelerden biridir.
Fiziksel ortamda çeşitli sorunlar yaşanıyor olabilir. Ortam çok gürültülü, havasız, aşırı soğuk ya da aşırı sıcak olabilir, aydınlatma sorunları yaşanıyor olabilir; teknolojik kaynaklı sorunlara bağlı aşırı yüksek ya da aşırı düşük ses seviyesi olabilir. Bu etkenler bireylerin dinleme sürecinde verim alamamasına sebep olur.
Dinlemenin gerçekleştirildiği ortamda etkili bir oturma düzeni oluşturulmamış olabilir. Konuşmacının net bir şekilde gözükmemesi dinleyicinin konuşma ortamından kısa bir sürede uzaklaşmasına sebep olur. Bu sebeple genelde konuşmacıya en uzak mesafede oturan dinleyiciler süreçten daha çabuk kopar. Oturma düzeninin etkili bir şekilde planlanması gerekir.
Son olarak dinleme etkinliği mantıklı bir zaman diliminde yapılmıyor olabilir. Bir eğitim ortamında teneffüse yakın, günün son saatlerinde, öğrencinin yorgun olduğu saatlerde dinleme etkinliği yapmak dinleme sürecini verimsizleştirir. Ders programlarının bu yönde oluşturulması oldukça önemlidir.